Sanki aylar değil de yıllar olmuş gibi sana yaz(ıl)madığım :) Bu arada google çalışmış, arayüzün çok değişmiş. 92 dane taslak biriktirmişim, unutmuşum sende, ki bunlardan en eskisi 2009 nisanından.
Yeni bişeyler eklemiyor olsam da sendeki eskileri okuyorum son günlerde. Çok enteresan bişey kesinlikle! Bazı yazdıklarımı okumak o kadar keyif veriyor ki bana sanki ben yazmamışım, çok sevdiğim bir yazar yazmış bloga ve ben de ilk defa heyecanla okuyormuşum gibi geliyor :)) Bazılarını neden yazdığımı, bazı şarkıları neden eklediğimi hiç hatırlamıyorum.
Aslında şimdi de ne yazacağımı bil(e)miyorum! Yardımcı olsan? Delilerden sen anlarsın, konuş onlarla diyor Köroğlu fonda. Sen de benimle konuşsan ya blog? Beni bana anlatsan? Kelimelerimle? Hemen sahiplenmek, sanki ben var ettim o kelimeleri? Biz o kelimelerle bir olduk, var olduk.
Klasik bir yılbaşı yazısı mı yazsam? Eski yıl muhasebesi, yeni yılda mutlaka yapılacaklar listesi falan. Ne dersin? Yok yok, bana yakışmaz dimi? Allasen, kim ne derse desin? Gerçi kim ne diyecek? Hakkaten delilerden sen anlıyorsun blog, düşlerden de anlar mısın? Nasıl muhtacım bir bilsen! Bak Erol amca ne diyor, işte öyle bir şey!
Eski yıl muhasebesi? Son gününün ilk saatinin içinde olduğumuz bu yıl bişeyleri aldı bişeyleri getirdi, aldık verdik yine. Fotoğraf bu yıla damgasını vurdu kesinlikle! Ki önümüzdeki yıllara da vuracak gibi, haberin olsun sevgili blog. Darılmaca gücenmece yok! Tamam konuyu değiştirmek istiyorsun anlıyorum ama yanlış yerden giriyorsun. Boşver, hatırlamayalım. Barış Manço'yu rahmetle yad edelim biz! Yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile!
2012! Mayalı dostlarımız ve felaket senaryosu sevdalısı Hollywood yapımcılarımız doğru söylüyorlarsa son yılımız olacak zaten sevgili blog. Acaba dünya yok olduktan sonra sende yazılı olanlar evrenin bir köşesinde kalır mı dersin? Tut ki kaldı, youtube olmayacak ki? Şimdi bir sürü link veriyorum, tıklayıp dinlesin diye okuyucular -okuyan var mı hâlâ seni?-, onları dinleyebilecek mi evrenin diğer bir köşesindeki başka galaksili kardeşimiz? Phil amcanın şarkısında dediği gibi gerçek renklerimi görüp sevecek mi beni?
Laf kalabağı yaptım yine dimi? Bilmiyorum, geçti bir sene daha işte. İyi kötü doğru yanlış pek çok şey oldu. Ki yıllar ne çabuk geçiyor blog? Neden böyle? Bir noktaya geliyorsun ve birden "noluyo lan" diyorsun kendi kendine. Ben öyle dedim ya blog, herkesin öyle dediğini düşünüyorum. Ama ben adam gibi cevap veremedim, cevabı olanlar beri gelsin! Tabii o noktadan sonra da yıllar tik tak misali ilerlemeye devam ediyor, ki ettiler, etmekteler. Buna çare yok dimi? Neyse. Yeni yıldan beklentim falan yok. Bazı şeyler için çaba sarfedeceğim elbette. Bazı şeyleri hayal etmeye devam edeceğim. Yeni şeyler yapacağım, zaman bana beklemediğim iyi kötü güzel çirkin sürprizler yapacak, yeni insanlar tanıyacağım, yeni kitaplar okuyacağım, filmler izleyeceğim, en çok da saniyenin 125'te birinde sonsuzluğu yakalayacağım, yaşayacağım. Biten bu senede yaptığım yanlışlar da var elbet. Hangimiz kusursuz olduğunu söyleyebilir? Ama ben benim işte, değişsem de, ben benim. Değişmeyen bir özüm var. Ve kabul et sevgili blog, özümde iyi bir insanım :) Yeni yıldan beklentim yok derken yalan mı söyledim? Yalan söylemeyen kim var blog? Ama beklenti demeyelim biz onlara, gel anlaşalım. Olursa ne âlâ diyelim, başım üstüne diyelim, keşke diyelim, inşallah diyelim. Bu uzun paragrafın son aşamasında Frank amcayı yad edelim. Bazen şartlar zorlasa da, yanlış yollara sapsam da yolumu kaybetmemeye gayret ettim, ediyorum.
Sloganvari bir sonla yazıyı noktalamak istiyorum itirazın yoksa blog. Olsa da olmasa da diyorum, sevgilerimi gönderiyorum sana. 2011 son gecesinde tüm insanlık alemine, başka galaksilerdeki uzaylı dostlarıma iyi geceler dileklerimle!

0 yorum:
Yorum Gönder
Lütfen isimsiz yorum bırakmayın.